Var olmak çok zor geliyor bu aralar. Dopaminim serotoninim falan hiç yok. Tabii bunları düzeltmek için sağlıklı beslenmeli, spor yapmalı ve kaliteli uyumalıyım. Jdflkahg yazarken kendimi tutamadım yani ben hangi şartlarda bunları yapabilirim acaba?
Hani bu dediklerim normal insan yaşantısı gibi geliyor insana. Değil. Oğlum 3 yaşında. Çalışıyorum. Ev değiştirdik, borcumuz var. Yani geceleri düzenli uyuyamıyorum, zaten aşırı yorgunum. Evden sabah çıkıyorum akşam 6da anca giriyorum. Eve girince yemek yapmak gerekiyor. Her gün yemek yapmak istemiyorum. Dışarıdan söylemek kolay geliyor ve dışarıdan söylenen yemekler asla sağlıklı olmuyor. Oğlum uyuduğu ana kadar onunla oynamamızı istiyor. Zaten 9-10a kadar anca uyuyor. O uyuduktan sonra yüzümü temizlemek için bile halim kalmıyor. Zaten kanepeye bayılıp kalıyoruz eşimle. 2 günde bir akşamları duş alabilirsem ona şükrediyorum çünkü sabahları duş almam mümkün değil. Tek arabamız var ve eşim işe gitmek için çok erken çıkıyor. Oğlumu ben hazırlıyorum ve okula bırakıyorum. Sabahları da 6.30 gibi kalktığı için benim ondan önce kalkıp duş almam çok mümkün değil.
Her sabah zaten ayrı bir hengame. Anne sen yedir (kendi başına yemek yeme becerisine sahip, normalde “kendim yiycem” diye kıyameti de koparıyor, üstelik paşam okulda 2. kahvaltıyı da yapıyor), “hayır tuvaletimi yapmiycam” (daha kendi altını temizleyemiyor, ben destek olmak zorundayım), “giyinmiycem”, “bunu giymiycem”, “hayır tek başıma oynamiycam” (eskaza oynar da ben yüzümü yıkar giyinirim falan), “hayır oyunu bırakmiycam” (ben zar zor giyinip hazırlandıktan sonra birden tek başına oyun oynamaya karar veriyor), “anne kitap okuyalım”, “hayır kedileri rahat bırakmiycam” (oysa kapıdayız ve ayakkabılarımızı-montlarımızı giyip evden çıkmamız gerekiyor), hayır, hayır hayır… bu normal sabahımız. Bazı sabahlar ekstra olarak kahvaltısını mutfağın muhtelif yerlerine saçmaya karar veriyor, kakasını ben içeriden ıslak mendil almaya gitmişken (10 saniye falan) klozetin muhtelif yerlerine saçıyor, kedilerin suluğunu döküyor, mama kaplarını saçıyor, ayakkabılarını giymeden koridora kaçıyor ve asansörü çağırıyor, yetişemezsem de asansöre binmeye kalkıyor. 6-7 arası başladığımız sabahlar 9da evden zor çıkıyoruz. Zaten 1-0 yenik başlıyor her hafta içi sabahım.
Oğlumu doğurmayı ben seçtim, hatta inanılmaz paralar saçtık tüp bebek yaptık uğraştık o kadar. Zorlanacağımı biliyordum. Üstelik oğlum 3 yaşında bir bebek olarak tabii ki bizden ayrılmak istemiyor, çocuğumun suçu yok. Bu durumun doğal olması ağzıma sıçıldığı gerçeğini değiştirmiyor. Hani içimden geldiği gibi “Siktimin çocuğu ben de insanım lan!!” diye bağıramıyorum. “Hadi annecim” diyorum onun yerine, “biliyorum okula gitmek istemiyorsun ama yapabileceğimiz bir şey yok”, “akşam eve gelince istediğin kadar oynayacağız, hadi annecim”, “kahvaltıyı kaçıracaksın annecim geç kaldık”, “işe geç kalıyorum oğlum hadi”, hadi oğlum, hadi annecim, hadi yavrum… stresim zaten daha uyandığım andan itibaren inanılmaz seviyelerde.
Bir şekilde işe gidiyorum ve bütün gün oradayım. İş yerimle ilgili son zamanlarda bir türlü tamamlayamadığım ve beni iyice geren projem dışında bir sıkıntım yok ama fiziken akşama kadar orada bulunmak zorunda olmak pek çok şeyi sınırlıyor. Öğle aralarında spora gideyim desem param yok, dediğim gibi borcumuz var bu aralar. Kendim videolardan spor yapmak istesem vaktim yok gerçekten yok.
İşten çıkıyorum trafik zaten çok saçma. Bazı günler inanılmaz şeyler yaşıyorum sinirlerim zıplıyor. Zaten oğlumu alıyorum ve genelde çalkalanmış kola sendromuyla akşamımıza devam ediyoruz. Mutlaka ağlıyor, çünkü bütün gün okulda kurallara uyuyor, çok sakin bir çocuk. Akşam patlıyor doğal olarak. Benim zıplayan sinirlerimin üzerine bas bas bağıran bir çocukla eve dönüyorum. Eve gelince hemen yemek yapmamız gerekiyor ama oğlum oyun oynamak istiyor. Bir şekilde onu oyalıyoruz yemek yapacak halimiz varsa yemek yapıyoruz ya da dışarıdan söylüyoruz, oğlum uyuyana kadar onunla oynamaya vakit geçirmeye çalışıyoruz. Çünkü çocuğumun bize ihtiyacı var ve onu bu dünyaya getirmeyi biz seçtik. İlgiye ihtiyacı var ve bu bizim ona öncelik vermemize sebep oluyor. Fiziksel olarak insan tükeniyor. Bu aralar babasıyla uyumamak için çok direniyor çoğunlukla ben uyutuyorum. O arada benim uykum geliyor zaten. Saat 9.30-10 oluyor. E ben ne yapacağım? Bir şeyler yapsam saat çok geç oluyor zaten enerjim kalmıyor. Yapmasam uyusam gece defalarca kalktığım için çok doğru düzgün uyku uyumuyorum. Uzun uyuduğuma zar zor değiyor. Sabah kalkıyorum ve yine aynı hengame. Yine iş yine ağlama seansı yine yemek yapma ve oğlumu oyalama ve tükenme… ben ne zaman nefes alacağım? Kendime sağlıklı yemek hazırlamak için, spor yapmak için, dopamin salgılamayı desteklemek için bir şeyler yapacak alanım yok.
Belki biraz işe yarar diye bu haftalık yemek menüsü hazırladım, öğle aralarında yürüyüşe çıkmaya, sabahları kendime yumurta haşlamaya ve yulaf hazırlamaya karar verdim ki kendimi sağlıklı yiyeceklerle destekleyeyim. Tabii bir sunuma, mesaiye kalmamıza bakar bütün düzenimin bozulması.
Yine de tutunmak zorundayım yoksa gittikçe daha kötü olacak.
Yorum bırakın